Nicky Zimmermann, bu sezon Paris podyumuna 1970’lerin Sidney kıyılarından bir esinti getirdi. İlhamını sanatçılar ve özgür ruhların buluştuğu bohem Lavender Bay döneminden alan tasarımcı, nostaljiyi ışık, renk ve hareketle yeniden yorumladı. Warped çiçek desenleri, gökkuşağı tonlarında tül katmanları ve paraşüt elbiseler, geçmişin romantizmini modern bir dinamizmle buluşturdu. Zimmermann’ın imzası haline gelen hafiflik ve zarafet, bu defilede adeta resimsel bir anlatı kazandı.
Koleksiyon, sadece tatil ruhuna değil, şehir hayatına da hitap eden çok yönlü bir gardırop sundu. Kuş işlemeli beyaz gömlekler, deri trençkotlar ve toprak tonlarındaki mayo-top kombinleri, feminenlik ile pratikliği dengeledi. Erkek giyimine göz kırpan renk blokları ve utility ceketlerle yapı kazanan koleksiyon, Zimmermann’ın zarafeti bozmadan çeşitliliği nasıl yönettiğini kanıtladı. Spring Summer 2026, geçmişin özgür ruhunu günümüzün rafine çizgileriyle harmanlayarak, güneşle yıkanmış nostaljik bir düşe dönüştü.























































