Oyuncak dünyası uzun yıllar boyunca tek bir “ideal”i yansıttı. Kusursuz bedenler, tek tip ifadeler ve gerçek hayattan uzak senaryolar… Mattel, son yıllarda bu çizgiyi değiştirirken otizmli Barbie hamlesi ile bilinçli bir yaklaşıma devam ediyor. Yeni bebek, sadece temsil etmek için değil; çocukların dünyayı olduğu gibi görmesine yardımcı olmak için tasarlanmış.
Bu Barbie, otizmli bireylerin duyusal hassasiyetlerini ve günlük deneyimlerini dikkate alan detaylara sahip. Daha yumuşak renk paleti, sade desenler ve aksesuar seçimleri, görsel uyaranları azaltmaya odaklanıyor. Ama en önemlisi, bu tasarım “farklılık” fikrini problem olarak değil, varoluşun doğal bir parçası olarak ele alıyor.



Çocuklar dünyayı oyuncaklar aracılığıyla anlamlandırır. Kimin görünür, kimin “normal” kabul edildiği ilk kez bu küçük nesnelerle öğrenilir. Otizmli Barbie, otizmli çocukların kendilerini oyun içinde görmelerine alan açarken; nörotipik çocuklar için de empati kurmanın en sade yollarından birini sunuyor. Bu yaklaşım, kapsayıcılığı bir pazarlama söylemi olmaktan çıkarıp gündelik hayata yerleştiriyor.
Mattel’in bu hamlesi yüksek sesle bir iddia ortaya koymuyor. Aksine, sakin ve net bir duruş sergiliyor: Her çocuk temsil edilmeyi hak eder. Otizmli Barbie, “özel” ya da “ayrı” bir figür gibi konumlandırılmıyor; Barbie evreninin doğal bir parçası olarak yer alıyor. Belki de bu yüzden bu kadar etkili. Çünkü gerçek kapsayıcılık, bağırarak değil; normalleştirerek olur.





