Bazı fanteziler yalnızca hayal olarak kalmalı. Netflix’in yeni mini dizisi Vladimir, tam da bu cümleden yola çıkarak izleyiciyi rahatsız edici derecede çekici bir dünyaya davet ediyor. Başrollerinde Rachel Weisz, Leo Woodall ve John Slattery’nin yer aldığı dizi, 5 Mart’ta Netflix’te yayınlanacak.
Dizi, Julia May Jonas’ın aynı adlı romanından uyarlanıyor ve akademik dünyanın steril görünen sınırlarının altında kaynayan arzuları, güç ilişkilerini ve saplantıları merkezine alıyor.

Vladimir, hayatı kontrolden çıkmaya başlayan tutkulu ama fevri bir profesörün hikayesini anlatıyor. Ana karakter, üniversiteye yeni katılan karizmatik bir meslektaşına karşı giderek artan bir takıntı geliştiriyor. Bu takıntı, masum bir hayranlıktan çok daha fazlasına dönüşürken; baştan çıkarma ile tehlike arasındaki çizgi hızla siliniyor.
Dizi, klasik bir “yasak ilişki” anlatısının ötesine geçerek, arzu ile iktidar, zeka ile manipülasyon, özgürlük ile kendini sabote etme arasındaki karmaşık dengeyi sorguluyor.
Rachel Weisz’in projeye dahil olması, Vladimir’i sıradan bir gerilim dizisinden ayıran en güçlü unsurlardan biri. Weisz, entelektüel derinliği olan ama duygusal olarak kırılgan karakterleri canlandırmadaki ustalığıyla tanınıyor. Bu rolde de izleyiciye hem empati kurdurması hem de rahatsız etmesi bekleniyor.
Leo Woodall’ın canlandırdığı gizemli meslektaş figürü ise dizinin manyetik merkezini oluşturuyor: çekici, zeki ve tam olarak güvenilmeyecek kadar belirsiz.
Son yıllarda Baby Reindeer, The Idol ve Anatomy of a Scandal gibi yapımların gördüğü ilgi, izleyicinin psikolojik olarak rahatsız edici ama dürüst anlatılara açık olduğunu gösterdi. Vladimir de bu dalganın bir parçası olarak, ahlaki sınırları zorlayan bir anlatı sunuyor.
Ayrıca edebiyat uyarlaması olması, dizinin diyaloglarında ve karakter inşasında daha keskin, daha bilinçli bir dil vadettiğinin de işareti.












