İlk bakışta sakin, uyumlu ve “sorunsuz” görünen biriyle birlikte olmak kulağa ideal gelebilir. Tartışma çıkarmayan, her şeye “fark etmez” diyen, akışına bırakan biri huzurlu bir partner gibi görünebilir. Ancak son dönemde ilişkiler üzerine konuşulan “Plastic Bag Theory”, yani “plastik poşet teorisi”, bu kadar rahat görünen erkeklerin bazen aslında en yorucu partnerlere dönüşebileceğini söylüyor. Çünkü mesele sakin olmak değil; mesele çaba göstermek. Düşük dramatik olmakla düşük eforlu olmak arasındaki çizgi ise sanıldığından çok daha ince.
Plastic Bag Theory nedir?
Bu teoriye göre bazı erkekler gerçekten “cool” ya da “olgun” oldukları için değil, inisiyatif almaktan kaçındıkları için rahat görünür. Yani ilişkinin yükünü taşımadıkları için sorun çıkarmıyor gibi algılanırlar. Plan yapmazlar, karar vermezler, zor konuşmaları başlatmazlar, duygusal sorumluluk almazlar. Siz ne derseniz ona uyum sağlarlar ama ilişkiyi ileri götüren adımları da genellikle siz atarsınız.
Dışarıdan bakıldığında bu “uyumlu” bir tavır gibi durabilir. Ama zamanla her şeyi düşünen, planlayan, hatırlatan ve ilişkiyi taşıyan taraf tek bir kişiye dönüşür. Böylece o “rahat” enerji, huzur değil, görünmez bir yük haline gelir.
Neden başta çekici geliyor?
Özellikle kaotik, gelgitli ya da fazla çatışmalı bir ilişkiden çıkan biri için bu tip erkekler başta çok güvenli görünebilir. Sürekli problem yaratmayan, sesini yükseltmeyen, her şeye tamam diyen biri kulağa stabil gelebilir. İlk etapta “Ne kadar sakin biri” diye düşündüğünüz şey, aslında zamanla “Bu insan gerçekten bir şeye emek veriyor mu?” sorusuna dönüşebilir.
Çünkü ilk başta drama eksikliği huzur gibi görünür. Oysa bazen bu durum yalnızca ilgisizlik, kararsızlık ya da sorumluluktan kaçma biçimi olabilir.
İnisiyatif almıyorsa dikkat
Sağlıklı bir ilişkide inisiyatif almak baskıcı olmak demek değildir. Bu, sadece ilişkiye emek vermek ve bir şeyleri siz söylemeden de üstlenebilmek anlamına gelir. Mesaj atmak için hep karşı tarafı beklememek, plan yapmak, önemli konuları gündeme getirmek, bir sorun varsa fark edip konuşmak istemek… Bunların hepsi ilginin göstergesidir.
“Sen nasıl istersen” cümlesi bazen nazik gelebilir. Ama her konuda tekrarlandığında, bu cümle düşünme ve karar verme yükünü tamamen size bırakabilir. Restoranı siz seçersiniz, tatili siz planlarsınız, ilişkiyle ilgili konuşmaları siz açarsınız, hatta onun yapacağını söylediği şeyleri bile siz takip edersiniz. Bu noktada rahatlık değil, pasiflik devreye girer.
Kendi fikri yoksa bu esneklik değil
Gerçekten dengeli ve olgun biri esnek olabilir ama yine de bir fikri vardır. Ne sevdiğini, ne istemediğini, hayattan ne beklediğini bilir. Sağlıklı bir partner her konuda kavga çıkarmaz ama gerektiğinde kendi duruşunu da korur.
Sorun şu ki bazı “fazla rahat” erkekler fikir değiştirmeye açık oldukları için değil, aslında güçlü bir bakış açıları olmadığı için sürekli uyum gösterir. Sizin söylediğinize göre şekil alırlar, sizin tepkinize göre pozisyon değiştirirler. Bir gün çok net konuştukları bir konuda ertesi gün tamamen farklı davranabilirler. Bu da güven vermek yerine, kim olduklarını anlamayı zorlaştırır.
İlişkide esneklik çekicidir. Ama omurgasızlık, bir süre sonra duygusal boşluk hissi yaratır.
Kolayca kabul edip asla devamını getirmiyorsa
Bu tip erkeklerin en kafa karıştıran taraflarından biri de anlık olarak her şeye olumlu yaklaşmalarıdır. “Tabii gidelim”, “Evet bunu yaparız”, “Bence de konuşmalıyız”, “Bir ara bakalım” gibi cümleleri çok sık duyarsınız. O anda işbirlikçi ve uyumlu görünürler. Ama sonra hiçbir şey gerçekleşmez.
Hafta sonu planı yapılmaz. Açılması gereken konu bir daha açılmaz. Alınması gereken karar hep ertelenir. Yapacağını söylediği şeyler ancak siz tekrar hatırlatırsanız hareket kazanır. Bu yüzden ilk bakışta anlayış gibi görünen tavır, zamanla boş bir onaya dönüşür.
Bir ilişkiyi ayakta tutan şey sadece “tamam” demek değildir; o tamamın arkasını doldurmaktır.
Buradaki en önemli ayrım şu: Sağlıklı bir şekilde rahat olan biri, hayat planlandığı gibi gitmediğinde sakin kalır. Küçük aksiliklerde büyütmez, esnek davranır, mizahını korur. Ama aynı zamanda ilişkiye baştan niyet koyar. Yani hem rahattır hem de vardır.
Düşük eforlu biri ise sadece akışta sürüklenir. O an sorun çıkarmadığı için kolay görünür ama gerçekte ilişkinin büyük kısmını diğer kişinin omzuna bırakır. Böylece siz partner değil, ilişkiyi yöneten kişi haline gelirsiniz.
Bugün ilişkilerde en çok karıştırılan şeylerden biri, sakinlik ile ilgisizlik arasındaki fark. Her şeye uyum sağlayan, kavga çıkarmayan, “takılalım bakalım” enerjisinde biri ilk başta çok cazip görünebilir. Ancak bir noktadan sonra şu soru ortaya çıkar: Bu insan gerçekten burada mı, yoksa sadece olan bitene eşlik mi ediyor?
Gerçek bir partner, her şeye itiraz eden biri olmak zorunda değildir. Ama kendi fikri olan, inisiyatif alan, söylediğini yapan ve ilişkiye aktif olarak katılan biridir. Çünkü gerçek huzur, tek taraflı çabayla değil, paylaşılan emekle kurulur.





