3–7 Ağustos tarihleri arasında düzenlenen Kopenhag Moda Haftası, İlkbahar/Yaz 2027 sezonunu büyük moda başkentlerinden önce gündeme taşıdı. Peki Kopenhag’ı bu hafta gerçekten takip etmeye değer kılan ne?
Moda haftalarını takip etmenin iki yolu var. İlki, podyumdan birkaç görünüm kaydedip bir sonraki şova geçmek. İkincisi ise o şehirde sektörün hangi isimlere alan açtığını ve hangi meseleleri ciddiye aldığını görmek.
Kopenhag, ikinci bakış için oldukça iyi bir adres. SS27 sezonu, organizasyonun 20. yıl kutlamaları kapsamında 34 defile ve sunumu bir araya getiriyor. Program 7 Ağustos’a kadar devam ediyor.
Takvimin Gücü Tek Bir Büyük İsimden Gelmiyor
Bu sezon By Malene Birger, Stine Goya, Mfpen ve Marimekko gibi Kopenhag takvimiyle özdeşleşen markalar geri dönüyor. Almada Label ve Peter Jensen’ın yeni projesi Yours Truly ise programa ilk kez katılıyor.
Haftanın en çok konuşulması beklenen konuklarından biri Collina Strada. Hillary Taymour tarafından New York’ta kurulan marka, Kopenhag Moda Haftası’nın ilk “International Guest Slot” konuğu olarak 6 Ağustos’ta tek seferlik bir koleksiyon sunacak.
Bu davet önemli; çünkü Kopenhag, yalnızca İskandinav markalarını sergileyen bölgesel bir moda haftası olmaktan çıkıp kendi yaklaşımıyla uyumlu uluslararası isimleri de takvimine çekmeye çalışıyor.

Yeni Yetenekler Kenarda Beklemiyor
Kopenhag’ın fark yarattığı alanlardan biri de genç tasarımcıları yalnızca “gelecek vadeden isimler” olarak anmakla yetinmemesi.
CPHFW NEWTALENT programının SS27 katılımcıları Studio Constance, Stem ve Anne Sofie Madsen. Program, genç markalara üç sezon boyunca maddi destek, mentorluk, profesyonel danışmanlık ve görünürlük sağlıyor. Renè, Sson ve Taus ise “One to Watch” seçkisiyle bu sezon radar altında olacak.
Moda dünyasında yeni yeteneklerden sıkça söz edilir. Fakat podyum, bütçe ve sektör bağlantısı verilmediğinde bu övgü çoğu zaman iyi niyetli bir cümleden öteye geçmez. Kopenhag’ın programı tam olarak bu boşluğa müdahale ediyor.

“Sürdürülebilir” Demek İçin Bir Sıfat Yetmiyor
Kopenhag Moda Haftası’na kabul sürecinde markaların çevresel ve sosyal başlıkları kapsayan bir gereklilik çerçevesine göre değerlendirilmesi gerekiyor. Başvurular, 19 maddelik minimum standart sistemi üzerinden inceleniyor.
Buradaki önemli ayrıntı şu: Organizasyon, sistemin bir sürdürülebilirlik sertifikası ya da tam kapsamlı denetim olmadığını açıkça belirtiyor. Ayrıca malzemelerle ilgili 6. ve 7. standartlar, sektörde ortak bir ölçüm yaklaşımı bulunmadığı gerekçesiyle SS27 değerlendirmesinde geçici olarak uygulanmıyor.
Bu ayrım önemli. Bir markanın programa kabul edilmesi, bütün ürünlerinin otomatik olarak “çevre dostu” olduğu anlamına gelmiyor. Yine de podyuma çıkmanın yalnızca koleksiyon ve davetli listesiyle değerlendirilmemesi, Kopenhag’ı diğer moda haftalarından ayıran temel noktalardan biri.

Bu Hafta Neyi Takip Etmeli?
Moda Haftası tamamlanmadan “SS27’nin kesin trendleri” başlıklı bir liste hazırlamak için erken. Bugün için daha doğru hikâye; Collina Strada’nın uluslararası konukluğu, NEWTALENT programındaki isimler ve Kopenhag’ın moda haftası modelini nasıl büyüttüğü.
7 Ağustos’a kadar yalnızca podyumdaki kıyafetlere değil, önümüzdeki sezonlarda daha sık duyacağımız tasarımcılara da dikkat etmekte fayda var. Kopenhag’ın etkisi büyüklüğünden değil, kimi ve neyi gündeme taşıdığından geliyor.





