Duvara bakıp künyeyi okuyup bir sonraki esere geçmek yok. İstanbul Modern, 18 Eylül Cuma günü koleksiyon sergisini küçük bir görsel dedektif oyununa çeviriyor: Detayları doğru yapıtlarla eşleştiriyorsun, en az altısını bulursan hediyeyi alıyorsun.
Müze gezisini küçük oyuna çevirmek iyi fikir
Müzede bazen garip bir otomatik pilot açılıyor: Eser, etiket, iki saniye düşünme, sonraki eser. İstanbul Modern’in 18 Eylül’deki Uzun Cuma Rotası bu ritmi bozmak için basit ama iyi bir fikir kullanıyor. Ziyaretçiye eserlerden alınmış görsel detaylar veriliyor; sen de bu parçaların hangi yapıta ait olduğunu koleksiyon içinde bulmaya çalışıyorsun.
Tek başına da grupla da yapılabiliyor. En az altı görsel ipucunu doğru eserle eşleştirenler özel tasarım hediyeyi alıyor. Ödül küçük; asıl mesele gözün normalde kaçırdığı ayrıntıya gerçekten bakmaya başlaması.
Oyun yeni koleksiyonun içinde
Rota, İstanbul Modern’in 8 Eylül’de açılan yeni koleksiyon sergisi “Aynı Mavinin Altında” içinde ilerliyor. Müzenin 10. koleksiyon sergisi, Türkiye’de modern ve çağdaş sanatın 1940’lardan bugüne dönüşümünü farklı dönem ve coğrafyalardan işler üzerinden yeniden okuyor.
Sergide 119 sanatçıdan 230 eser var ve 43 yapıt ilk kez izleyici karşısına çıkıyor. Üstelik koleksiyon yalnız tek salonda kalmıyor; müzenin farklı katlarına yayılıyor. Bu yüzden “detayı bul” oyunu gerçekten küçük bir keşif rotasına dönüşebiliyor.

Mavi burada yalnız renk değil
Serginin adı boşuna “Aynı Mavinin Altında” değil. Küratoryal yaklaşım maviyi deniz, ufuk, özgürlük, mesafe, düş ve ortaklık gibi farklı çağrışımların arka planı olarak kullanıyor. Aynı renk farklı dönemlerde ve farklı sanatçılarda bambaşka anlamlara açılıyor.
Bu da rota oyununu biraz daha ilginç yapıyor. Bir görsel detayın hangi esere ait olduğunu ararken yalnız biçime değil malzemeye, döneme ve çevresindeki diğer işlerle kurduğu ilişkiye de bakmaya başlıyorsun. Müze gezisi “bunu sevdim/bunu sevmedim” hızından çıkıyor.
Cuma avantajı: Müze 20.00’ye kadar açık
İstanbul Modern cuma günleri Uzun Cuma kapsamında 20.00’ye kadar açık. 18 Eylül rotası da bu programın parçası. Yani iş çıkışında Karaköy’e geçip hafta sonunu doğrudan müzede başlatmak mümkün.
Bu plan özellikle “sanat seviyorum ama sergide neye bakacağımı bazen bilmiyorum” diyenler için iyi. Çünkü sana teorik bir görev vermiyor; yalnızca dikkat etmeni istiyor. Altı detayı bul, sonra kahveye geç. Cuma akşamı için yeterince kültürlü, yeterince oyunlu.
Yanına sanat tarihi mezunu arkadaş almak zorunda değilsin
Etkinliğin en sempatik tarafı bilgi yarışmasına dönüşmemesi. İpuçlarını eşleştirmek için sanatçıların doğum tarihini ya da akım isimlerini ezbere bilmek gerekmiyor; dikkatli bakmak yeterli. Bu da müzeye “ben anlamıyorum” diye mesafeli duran biriyle gitmek için iyi bir bahane.
İki kişiyseniz küçük rekabet de çıkar: Aynı detayı kim önce bulacak, hangi eser konusunda tamamen yanlış salona gittiniz, hangisini gözünüzün önünde olduğu halde üç kez kaçırdınız? Müze gezisini sessiz bir görevden çıkarıp konuşulan bir şeye dönüştürmesi, hediyeden daha iyi tarafı olabilir. Sonunda bütün eserleri çözmeseniz bile en azından gerçekten birkaçına uzun uzun bakmış oluyorsunuz.





