Bir ortamda herkes başka şeye bakarken partnerinle göz göze gelip aynı şeyi düşündüğünü anlamak var ya; araştırmacılar buna “I-sharing”, yani aynı öznel deneyimi paylaştığını hissetmek diyor. 17 Eylül’de yayımlanan günlük çalışma, bu küçük “sen de mi?” anlarının ilişki kalitesiyle nasıl birlikte hareket ettiğine bakıyor.
I-sharing ‘aynı hobileri sevmek’ değil
Aynı diziyi izlemek, aynı müziği sevmek veya aynı siyasi fikre sahip olmak ortaklık. I-sharing ise biraz daha anlık: İkinizin de aynı anda aynı olaya komik, tuhaf, dokunaklı ya da rahatsız edici bulduğunu hissetmek. Bazen tek bir bakışla bile oluyor. ‘Bunu bir tek ben fark etmedim’ duygusu.
Journal of Social and Personal Relationships’te 17 Eylül’de çevrimiçi yayımlanan çalışma, romantik ilişkilerde bu algının günlük dalgalanmalarını izledi. Araştırmacılar, kişinin o gün partneriyle ne kadar aynı öznel deneyimi paylaştığını hissettiğiyle ilişki memnuniyeti ve ilişkinin iyi gitme algısı arasındaki bağlantıya baktı.
‘Beni gerçekten tanıyor’ hissi de işin içinde
Çalışmanın baktığı bir başka kavram, partnerin kişinin ‘gerçek benliğini’ ne kadar bildiği algısıydı. Günlük I-sharing hissinin daha yüksek olduğu günlerde, katılımcıların partnerlerinin kendilerini gerçekten tanıdığına dair algıları da daha olumlu olabiliyordu.
Bu mantıklı geliyor: Bir şakayı açıklamadan anlaması, kalabalıkta aynı detaya sinir olmanız veya bir sahnede aynı anda duygulanmanız ‘beni görüyor’ hissini güçlendirebilir. Büyük ilişki konuşması yapmadan yakınlık üreten mikro anlar bunlar.

O zaman aynı olmak mı gerekiyor? Hayır
Buradan ‘iyi çiftler her konuda aynı düşünür’ sonucu çıkmıyor. İki kişinin zevki, karakteri ve fikri farklı olabilir; hatta ilişkiyi canlı tutan şeylerden biri de bu. I-sharing daha çok bazı anlarda iç deneyimin kesişmesiyle ilgili. Sürekli aynılaşmak değil, zaman zaman aynı frekansı yakalamak.
Ayrıca çalışma günlük ilişkileri gözlemliyor; bir sebep-sonuç makinesi değil. Yani birlikte gülmek tek başına ilişkiyi otomatik olarak iyileştiriyor diyemeyiz. İyi hissedilen ilişkilerde bu anların daha çok fark edilmesi de mümkün.
Bu akşam yapılacak ‘ilişki ödevi’ şaşırtıcı biçimde eğlenceli
Birbirinize 20 soruluk uyum testi çözmek yerine birlikte bir şey izleyin, dışarı çıkın veya gün içinde başınıza gelen saçma bir olayı anlatın. Amaç zorla ortak tepki üretmek değil; zaten olan ‘sen de aynısını düşündün!’ anlarını fark etmek.
İlişkinin bütün kalitesi tek bir bakışa sığmaz. Yine de araştırmanın güzel hatırlatması şu: Yakınlık bazen yıldönümü planında değil, masanın öbür ucundaki kişinin tam sen gülerken gülmesinde saklanabiliyor.





