İkinci el tüketim kültürü Japonya’da yeni bir ekonomik modelin kapılarını aralıyor. Dünyada ikinci el alışverişin yükselişi artık sadece bir moda değil, sürdürülebilir yaşamın merkezinde yer alan bir hareket haline geldi. Japonya da bu küresel dönüşüme hızla ayak uyduruyor. McKinsey & Company ve The Business of Fashion tarafından hazırlanan The State of Fashion 2025 raporuna göre, ikinci el giyim sektörü önümüzdeki iki yıl içinde küresel pazarın %10’unu oluşturacak ve 2028’e kadar 350 milyar dolarlık bir hacme ulaşacak.
Bu dalgayı erkenden yakalamak isteyen Japon hükümeti, ülke ekonomisini yeniden canlandırmak için “yeniden kullanım odaklı tüketim modeli”ne geçmeye hazırlanıyor. Japon Çevre Bakanlığı, 2026 yılına kadar ikinci el piyasasını destekleyecek yeni yönergeleri yürürlüğe sokmayı planlıyor.
İkinci Elin Yükselişi
Son on yılda Japonya’da ikinci el ekonomisi adeta patlama yaşadı. 2017’de 13 milyar dolar civarında olan pazarın, 2030’da 26 milyar doları aşması bekleniyor. Uzmanlara göre bu büyümede pandemi büyük bir dönüm noktası oldu. İnsanlar hem sağlık kaygıları hem de artan yaşam maliyetleri nedeniyle tüketim alışkanlıklarını değiştirdi; daha bilinçli, daha sürdürülebilir tercihlere yöneldi.
Japon hükümetinin hedefi net: 2026’dan itibaren ülke genelinde döngüsel ekonomi modelini merkezine alan bir dönüşüm yaratmak. Bu model, yeniden kullanım, tamir ve geri dönüşümle ekonomik büyümenin çevreyle uyum içinde ilerlemesini amaçlıyor.
Kawaii’den Bilinçli Tüketime
1970’ler ve 80’lerde doğan kawaii kültürü, Japonya’nın dünya çapında tanınan en güçlü kültürel ihracatlarından biri haline geldi. Hello Kitty, Tamagotchi gibi markalar yalnızca “sevimli” ürünler satmadı; aynı zamanda Japonya’da duygusal tüketime dayalı yepyeni bir kültür yarattı.
Kawaii, sahip olma isteğini duygusal bir bağla bütünleştiren bir tüketim anlayışını temsil ediyor. Bu estetik sadece moda ya da oyuncaklarda değil; teknoloji, gıda, reklam ve sanat gibi pek çok alanda da etkili oldu. Ancak şimdi Japonya, bu “duygusal tüketim” kültürünün yanına çevre dostu bir bilinç eklemeye hazırlanıyor.
Japonya’da başlayan bu hareketin dünyanın pek çok bölgesine de ilham vermesi olası görünüyor.





