Gençliğinizle Bir Kahve İçmeye Ne Dersiniz?

Bir an durup hayal edin: Daha genç haliniz karşınızda oturuyor. Elinde bir kahve var, size bakıyor ve belki de cevaplarını bugün bildiğiniz ama o zaman bilmediğiniz soruları sormaya hazırlanıyor. Bu hayali buluşma, nostaljiden çok şefkatle ilgili. Amaç geçmişi düzeltmek değil; onu anlamak.

Bu küçük zihinsel egzersiz, insanın kendisiyle kurduğu ilişkiyi yumuşatıyor. Geçmişte verilen kararları yargılamak yerine, o dönemin koşullarını hatırlatıyor. “O zaman elinden gelen buydu” demek, bugünkü halinizi de daha adil bir yerden görmenizi sağlıyor.

Psikologlara göre bu egzersiz, kişinin geçmişteki benliğiyle bağ kurmasını sağlıyor. Özellikle zor dönemlerden geçen ya da kendine karşı sertleştiğini fark eden bireyler için, bu hayali diyalog bir tür duygusal onarım alanı yaratıyor. Amaç geçmişi düzeltmek değil; onu anlamak ve kabullenmek.

Genç halinizle bir kahve içmek, büyük farkındalıklar yaratmak zorunda değil. Bazen sadece dinlemek, bazen “yalnız değildin” demek yeterli. Bu kısa mola, bugünün karmaşası içinde kendinizle yeniden bağ kurmanın sade ama etkili bir yolu olabiliyor. “Genç halim daha cesurdu” ya da “keşke o zaman bunu bilseydim” gibi düşünceler, bu konuşmalar sırasında yumuşuyor ve yerini empatiye bırakıyor.

Bu egzersiz elbette terapinin yerini alacak bir çalışma değil ancak terapötik bir etkisi olduğu inkar edilemez. Uzmanlar, bu tür egzersizlerin kişinin içsel eleştirmeniyle ilişkisini yumuşatabileceğini ve öz şefkati artırabileceğini söylüyor. Yazmak, düşünmek ya da hayal etmek yoluyla yapılan bu diyaloglar, duyguları düzenlemede destekleyici olabilir. Kesinlikle denemeye değer.

Paylaşım: