Bir Haritanın Peşinden Beş Asır: Meşher’de Seyahat Sanatı’nı Küratörü Anlatıyor

Bir Haritanın Peşinden Beş Asır: Meşher’de Seyahat Sanatı’nı Küratörü Anlatıyor

16 Ekim Cuma günü Beyoğlu’nda sıradan bir sergi turundan biraz fazlası var. Meşher’in “Seyahat Sanatı” sergisini küratör Makbule Merve Uca eşliğinde gezmek, eski haritaların, yolculuk kitaplarının ve resimlerin arkasındaki merakı bizzat dinlemek demek.

Eski bir haritaya bakıp başka bir zamana gitmek

Bir şehri ilk kez gören insanın aklına neler gelir? Sokakları mı not eder, kıyafetleri mi inceler, evine ne götüreceğini mi düşünür? Bugün seyahatte telefonla yaptığımız pek çok şeyi insanlar yüzyıllar önce defterlere, haritalara, resimlere kaydediyordu. Meşher’deki “Seyahat Sanatı” sergisi, tam da bu bakma ve hatırlama biçimlerinin peşinden gidiyor.

Sergi, Sadberk Hanım Müzesi ve Ömer Koç koleksiyonlarından seçilen 300’ü aşkın eseri bir araya getiriyor. 15. yüzyılın sonundan 20. yüzyılın ilk çeyreğine uzanan dönemde Osmanlı topraklarına yapılan yolculukları ele alıyor. Fakat bunu yalnız tarih sırasıyla değil, insanların neden yola çıktığını sorarak yapıyor.

Merak, ticaret, diplomasi… Her yolculuğun başka bir nedeni var

Serginin bölümleri arasında merak, inanç, ticaret, diplomasi, savaş ve turizm gibi temalar bulunuyor. Bir haritaya bakarken coğrafya öğreniyorsun; başka bir eserde dönemin giyim kuşamına, üçüncüsünde bir yolcunun neleri önemli bulduğuna takılıyorsun. Bu çeşitlilik, sergiyi “eski belgeler vitrini” olmaktan çıkarıyor.

Özellikle İstanbul’un geçmişine meraklıysan, yabancı gözlerin şehri nasıl gördüğünü düşünmek eğlenceli. Bizim bugün sıradan bulduğumuz bir ayrıntı, başka bir yüzyılın ziyaretçisi için uzun uzun anlatılacak kadar şaşırtıcı olabiliyor. Sergideki eserlerin arasında dolaşırken insan kendi seyahat alışkanlıklarına da ister istemez gülümsüyor: O zaman da herkes gördüğünü bir şekilde yanında götürmek istemiş.

16 Ekim’de rehber, serginin kendi küratörü

Bu cuma sergiyi farklı kılan ayrıntı, saat 15.30’da düzenlenecek küratör eşliğindeki tur. Makbule Merve Uca’nın anlatımıyla gezerken bir eserin neden seçildiğini, yan yana duran iki nesnenin nasıl konuştuğunu ve bölüm geçişlerinin hangi fikirle kurulduğunu dinlemek mümkün olacak. Sanat eserine bakmakla onu birinin hikâyesinden dinlemek arasında gerçekten fark var.

Tur ücretsiz olarak duyuruluyor ancak kontenjan sınırlı. Katılmak isteyenlerin Meşher’in resmî etkinlik sayfasındaki kayıt bilgisini kontrol etmesi gerekiyor. Cuma öğleden sonrasını İstiklal Caddesi’nde geçirecekler için saat ve adresi not etmekte fayda var: Meşher, İstiklal Caddesi No. 211’de.

Çıkışta aynı caddeye biraz farklı bakabilirsin

İyi bir serginin bazen en güzel yanı, bittikten sonra da devam etmesi. Meşher’den çıktığında Beyoğlu’nun eski cephelerine, pasajlarına ve vitrinlerine biraz daha dikkatli bakabilirsin. Az önce gördüğün haritalarla bugünün kalabalık caddesi arasında görünmez bir bağ kuruluyor. Bu da sergi ziyaretini yalnız içeride geçen bir saat olmaktan çıkarıyor.

Yanına bir arkadaşını alıp turdan sonra kahveye oturmak da güzel fikir. “Sen olsan beş yüz yıl önce seyahatte neyi kaydederdin?” sorusunun cevabı muhtemelen ikinizde çok farklı olacak. Zaten sanatın sohbet açan tarafı tam da bu.

Bir eserin yanına yazılmış birkaç satır bilgi bazen yeterli olur; bazen de insan “peki ama neden bu eser?” diye sormak ister. Küratörlü turu cazip kılan şey, tam bu soruların peşinden gidebilmek. Serginin düşünce haritasını kuran kişiyi dinlemek, özellikle ilk bakışta sessiz görünen objelere ikinci kez bakmak için güzel bir fırsat.

Paylaşım:

VIBECLUB'a ücretsiz üye olun, bültenlerimize kolayca ulaşın!