Filmekimi’nin İstanbul’daki son hafta sonuna girdik. 17 Ekim Cumartesi günü Paribu Art’ta Werner Herzog, birkaç saat sonra Kadıköy Sineması’nda Hirokazu Kore-eda var. Araya bir kahve ve biraz yürüyüş ekleyince, bütün günü tek bir güzel sinema planına çevirmek mümkün.
İlk perde: Herzog’la biraz tuhaf bir dünyaya giriyoruz
17 Ekim Cumartesi saat 16.00’da Paribu Art’ta gösterilen Bucking Fastard, Werner Herzog’un uzun bir aradan sonra çektiği kurmaca filmlerden biri. Rooney Mara ile Kate Mara gerçek hayatta kardeş; filmde de birbirinden ayrılmaz ikizleri canlandırıyorlar. Aynı anda konuşan, aynı rüyaları gören ve hayatlarını tuhaf bir ortaklık içinde sürdüren iki kadının hikâyesi, bildiğimiz aile filmlerinden epey farklı.
Filmin 109 dakika sürmesi ve İngilizce, Türkçe altyazılı gösterilmesi planı kurarken işe yarayan ayrıntılar. Bu seansın ardından biraz soluklanmak için vaktin kalıyor. Festivalin güzel yanı, büyük sinema filmlerini yalnız izlemek değil; çıkışta arkadaşınla “az önce tam olarak ne gördük?” diye konuşmak için de malzeme vermesi.
Film arası, Kadıköy’ün en sevdiğimiz kısmı
Paribu Art’ın bulunduğu Terminal Kadıköy’den Bahariye’deki Kadıköy Sineması’na geçmek, iki film arasında kısa bir şehir turu hissi yaratıyor. Yol üstünde kahve alabilir, bir pastaneye uğrayabilir ya da yalnızca yürüyüp ilk filmin etkisini biraz sindirebilirsin. Acele etmeden ama saati de unutmadan yapılan küçük bir ara, günü daha keyifli kılıyor.
Yanına sinemayı seven bir arkadaşını almak burada avantaj. Biri filmin görüntülerine takılır, diğeri karakterlerin garip kararlarını tartışır. Sonra ikinci filme geçersiniz ve bütün sohbet yeniden başlar. Bu kez hafta sonu planını restoran rezervasyonu değil, gösterim saatleri belirliyor; ama aradaki boşluk tamamen size ait.

İkinci perde: çizimle başlayan bir dostluk
Saat 19.00’da Kadıköy Sineması’nda gösterilecek Look Back ise bambaşka bir duyguya yaslanıyor. Hirokazu Kore-eda’nın 2026 yapımı filmi, Tatsuki Fujimoto’nun mangasından uyarlanmış. Manga çizmeye tutkuyla bağlı iki genç kızın yollarının kesişmesini ve yıllara yayılan bağlarını anlatıyor. Japonca, Türkçe altyazılı film 99 dakika; dolayısıyla günün ikinci seansı ilkinden biraz daha kısa.
İki filmi arka arkaya seçmek tesadüf değil. Biri iki kardeşin fazlasıyla iç içe geçmiş dünyasını, diğeri yaratıcı bir tutkuyla kurulan arkadaşlığı anlatıyor. İkisinde de insanların birbirine nasıl bağlandığına dair farklı sorular var. Elbette tek filme gitmek de yeterince güzel bir plan; ama bir günde iki ayrı sinema evrenine girmek kulağa hiç fena gelmiyor.
Biletleri kontrol et, telefonunu sessize al
Filmekimi İstanbul’da 18 Ekim Pazar günü sona eriyor. Bu nedenle cumartesi programını son dakikaya bırakmamakta fayda var. Seans ve bilet durumunu festivalin resmî çizelgesinden yeniden kontrol et; salon, saat ya da doluluk bilgileri değişebilir. Ayrıca sınıflandırması yapılmamış festival filmlerinde 18 yaş uygulaması bulunuyor. Gitmeden önce etkinlik kurallarına göz atmak iyi fikir.
Günün sonunda belki iki filmden biri favorin olacak, belki ikisini de uzun uzun konuşacaksın. Ama asıl güzel taraf, sıradan bir cumartesiyi bir hikâyeden diğerine yürüyerek geçirebilmek. Film biter, ışıklar açılır, Kadıköy kalabalığına karışırsın. Son sahne bu kez senin.





