1–4 Ekim arasında Yenikapı’da düzenlenen Craftİstanbul, geleneksel zanaatları nostaljik vitrine koymak yerine güncel tasarımla yan yana getiriyor. Ahşap, seramik, tekstil, deri ve doğal malzemeler üzerinden cuma günü için bol dokulu, bol detaylı bir sanat rotası.
Zanaat burada yalnız ‘eski usul’ demek değil
Craftİstanbul, 1–4 Ekim arasında Dr. Mimar Kadir Topbaş Gösteri ve Sanat Merkezi’nde düzenleniyor. Fuarın odağında geleneksel el sanatları kadar çağdaş tasarım da var. Toprak, taş, ahşap, yün, deri ve farklı doğal malzemeler; ustalık geleneği ile bugünün form arayışlarını aynı çatı altında buluşturuyor.
Bu yüzden geziyi yalnız “hediyelik eşya bakacağım” mantığıyla düşünmemek lazım. Bir seramik yüzeyinin nasıl işlendiğine, ahşabın hangi teknikle biçimlendiğine ya da tekstilde geleneksel motifin modern ürüne nasıl taşındığına bakınca fuar bir alışveriş alanından çok malzeme ve üretim sergisine dönüşüyor.
Ekrandan gördüğümüz tasarımın burada dokusu var
Son yıllarda tasarımın büyük bölümünü telefonda görüyoruz: ürün fotoğrafı, yakın plan reel, kusursuz stüdyo ışığı. Zanaatın farkı ise yüzeyde. Seramiğin ağırlığı, ahşabın damarı, dokumanın iplik yapısı ya da elde şekillenen metalin küçük kusurları ekranda tam karşılığını bulmuyor.
Craftİstanbul’un iyi tarafı, tasarımın bu fiziksel tarafını yeniden görünür kılması. Özellikle dekorasyon, moda aksesuarı ve obje sevenler için trend raporu okumaktan daha doğrudan bir ilham alanı. Renk kadar malzemenin nasıl yaşlandığına ve elde nasıl hissettirdiğine de bakmaya başlıyorsun.

Geleneksel motif gördüğünde hemen ‘nostalji’ kutusuna koyma
Bir motifin yüzlerce yıllık olması onun yalnız müzede yaşayacağı anlamına gelmiyor. Güncel zanaatın en ilginç tarafı, eski tekniği birebir kopyalamak yerine onu başka ölçekte, renkte veya kullanım alanında yeniden yorumlaması. Geleneksel dokuma bir çantaya, çini dili çağdaş bir objeye, ahşap oyma daha minimal bir forma dönüşebiliyor.
Bu dönüşüm bazen çok başarılı, bazen fazla dekoratif olabilir. Ziyaretin eğlenceli kısmı da burada: “Bunu evime koyar mıyım?” sorusunun yanında “Bu tekniğin eski hali nasıldı, şimdi neye dönüştü?” diye bakmak. Sanat rotası bir anda küçük tasarım eleştirisine dönüşüyor.
Cuma planı: Hızlı tur değil, detay avı
Fuar 4 Ekim’e kadar sürüyor. 2 Ekim Cuma günü gideceksen alanı bir saatte bitirmeye çalışmak yerine birkaç malzeme seçip onlara odaklanmak daha iyi olabilir. Seramik, tekstil ve ahşap gibi üç başlık belirleyip aynı malzemenin farklı üreticilerde nasıl değiştiğine bakmak geziyi daha akılda kalıcı yapıyor.
Fotoğraf çekmeden önce stantların izin politikasını sormak da iyi fikir; el emeği tasarımlarda üreticinin yaklaşımı değişebilir. Craftİstanbul’un en iyi tarafı, “sanat” ile “gündelik eşya” arasındaki çizgiyi biraz dağıtması. Eve bir şey almadan da çıkabilirsin; ama bir fincana, kumaşa ya da ahşap yüzeye eskisinden biraz daha dikkatli bakarak çıkma ihtimalin yüksek.
Bir başka güzel oyun da stantlarda yalnız bitmiş ürüne değil, birleşme noktalarına bakmak. Bir çantanın sapı gövdeye nasıl bağlanmış, seramikte sır nerede incelmiş, ahşap objede ek yeri saklanmış mı özellikle görünür mü bırakılmış? El emeğinin karakteri çoğu zaman tam bu küçük teknik kararlarda ortaya çıkıyor. Seri üretimde kusur sayılabilecek hafif farklılıklar burada nesnenin kimliğine dönüşebiliyor.
Yanında tasarımla ilgilenen biri varsa “en güzel parça hangisi?” yerine “hangisini neden hatırladın?” diye sormak daha eğlenceli. Biri renge takılırken diğeri malzemeye, biri işçiliğe diğeri forma bakabiliyor. Aynı fuardan iki kişinin tamamen farklı seçkiyle çıkması Craftİstanbul’un iyi taraflarından biri.





