Paris Moda Haftası’nda ön sıra aksesuarı bu kez It-bag değildi. Valentino, 4 Ekim’deki Antibiblioteca defilesine gelen konuklardan bağışlanmak üzere bir kitap getirmelerini istedi; Hande Erçel seçimini Orhan Pamuk’un İstanbul ve Masumiyet Müzesi kitaplarından yana yaptı. Moda haftasının Türkiye’ye en güzel küçük bağlantılarından biri böyle çıktı.
Valentino davetiyesine bu kez dress code değil, kitap notu düştü
Alessandro Michele, Valentino Spring/Summer 2027 defilesini 4 Ekim’de Paris’te Bibliothèque Sainte-Geneviève’de gerçekleştirdi. Antibiblioteca başlıklı gösteride konuklardan yeni ya da kendi kütüphanelerinden bir kitap getirmeleri istendi. Toplanan kitapların daha sonra yerel kütüphanelere bağışlanacağı açıklandı.
Böylece normalde çanta, ayakkabı ve elbise detaylarının yarıştığı giriş fotoğraflarında bu kez kitap kapakları da görünür oldu. Cynthia Erivo’dan Colman Domingo’ya kadar farklı konukların seçimi küçük bir kişisel portreye dönüştü.
Hande’nin seçimi: İstanbul ve Masumiyet Müzesi
Hande Erçel de defileye Orhan Pamuk kitaplarıyla katıldı. Fotoğraflarda Nobel ödüllü yazarın eserlerini elinde tutması, Paris’teki moda görüntüsüne doğrudan Türkiye’den bir kültür referansı ekledi. Haberlerde özellikle İstanbul ve Masumiyet Müzesi seçimleri öne çıktı.
Bu detayın güzel tarafı, “Türk yıldız Paris’te ne giydi?” kalıbını biraz kırması. Elbette Valentino görünümü yine konuşuldu; ama elde taşınan kitaplar, fotoğrafın ikinci bir hikâyesi olmasını sağladı.

Antibiblioteca ne demek? Okumadığın kitap da değerli olabilir
Defilenin fikri Umberto Eco’nun büyük kütüphanesi üzerinden yaygınlaşan “antilibrary” düşüncesine dayanıyor. Henüz okumadığımız kitaplar yalnız eksik listesi değil; bilmediğimiz şeylerin ve ileride keşfedebileceklerimizin hatırlatıcısı. Michele bu fikri modaya taşıyarak hiç giymeyeceğimiz bir kıyafetin bile hayal gücümüzde bir ihtimal yaratabileceğini savunuyor.
Mekân da fikri tamamlıyor: 19. yüzyıldan kalma tarihi kütüphanenin uzun masaları ve yeşil lambaları arasında podyum, arşiv ile yeni sezon arasında tuhaf ama etkileyici bir köprü kurdu.
Paris Moda Haftası’nın en iyi aksesuar sorusu: Sen hangi kitabı götürürdün?
Moda haftasında celebrity görünümü çoğu zaman fiyat, marka ve “kim daha iyi taşıdı?” yarışına sıkışıyor. Valentino’nun kitap fikri, ön sırayı kısa süreliğine başka bir sohbete açtı. Birinin dolabından çok kitaplığından vazgeçmeye razı olduğu şeyi görmek gerçekten daha kişisel olabilir.
Hande Erçel’in Orhan Pamuk seçimi de bu yüzden yalnız bir magazin detayı değil. Paris’te global bir moda evinin konsepti, İstanbul’u anlatan iki kitapla Türkiye’ye bağlandı. Şimdi esas soru kıyafet değil: Böyle bir davetiye sana gelse, kendi rafından hangi kitabı çıkarıp başka bir okura bırakırdın?
Erçel’in seçtiği iki kitabın da İstanbul’la güçlü bağı olması ayrıca hoş bir ayrıntı. İstanbul, Pamuk’un şehirle kişisel hafızayı yan yana getirdiği anlatılarından biri; Masumiyet Müzesi ise romanla gerçek bir müze fikrini birbirine bağlayan, şehrin sokaklarını hikâyenin parçası yapan bir eser. Paris’te bir moda defilesine giderken Türkiye’den tam da bu iki başlığı taşımak tesadüfi bir “ünlü kitap okuyor” karesinden daha anlamlı duruyor.
Defilede başka konuklar da kendi dünyalarını kitap üzerinden açtı: Cynthia Erivo James Baldwin’den Giovanni’s Room’u, Colman Domingo ise Julia Child’ın Mastering the Art of French Cooking kitabını getiren isimler arasındaydı. Aynı dress code içinde herkesin farklı kitapla görünmesi, ön sırayı kısa süreliğine kişisel bir okuma listesine çevirdi.





