İlişkide ‘Yanındayım’ Demek Yetmiyor: Yeni Çift Terapisi Çalışması Üç Davranışa Bakıyor

İlişkide ‘Yanındayım’ Demek Yetmiyor: Yeni Çift Terapisi Çalışması Üç Davranışa Bakıyor

68 İspanyolca konuşan çiftle yapılan randomize kontrollü yeni çalışma, ilişki güvenini soyut bir “bağlanma stili” etiketi yerine üç gündelik davranış üzerinden inceliyor: erişilebilir olmak, karşılık vermek ve gerçekten etkileşimde kalmak. Çift terapisi sihir değil; ama “güvenli ilişki” dediğimiz şeyi daha somut hale getiren iyi bir çerçeve sunuyor.

Güvenli bağ bazen üç küçük fiil kadar somut

23 Eylül’de yayımlanan çalışmada 70 İspanyolca konuşan çift duygusal odaklı çift terapisi ya da bekleme listesine rastgele atandı; iki çift başlamadan ayrıldığı için analiz 68 çift üzerinden yapıldı. Araştırmacılar güvenli bağ davranışlarını “accessibility, responsiveness, engagement” yani erişilebilirlik, karşılık verebilme ve etkileşimde kalma üzerinden ölçtü.

Kulağa terapi dili gibi geliyor ama gündelik karşılığı çok tanıdık. Partnerin zor bir şey anlatırken gerçekten ulaşılabilir misin? Söylediğine duygusal bir karşılık veriyor musun? Konuşmanın içinde misin, yoksa fiziksel olarak odada olup zihnen başka yerde misin?

‘Ben buradayım’ ile gerçekten orada olmak aynı şey değil

Erişilebilirlik, partnerin sana ihtiyaç duyduğunda duvarla karşılaşmaması. Bu 7/24 müsait olmak anlamına gelmiyor. “Şu an konuşamayacağım ama yarım saat sonra döneceğim” diyebilmek de erişilebilirliğin yetişkin hali.

Karşılık verme tarafında ise hemen çözüm üretmek şart değil. Bazen “bunun seni neden üzdüğünü anlıyorum” cümlesi, beş maddelik çözüm listesinden daha çok temas yaratıyor. Etkileşimde kalmak da konuşmayı telefona, savunmaya ya da sessiz cezaya terk etmemekle ilgili.

Ankara Çift Terapisi - Evlilik Terapisi - Aven Psikoloji

Çalışma ne buldu, ne bulmadı?

Terapiden sonra bazı güvenli bağ davranışlarında değişim görüldü; randomize grup karşılaştırmasında belirgin etki özellikle kadınların partnerlerini algılamasında ortaya çıktı. Daha önemlisi, kişinin hem kendisinde hem partnerinde algıladığı güvenli bağ davranışlarındaki artış, çift uyumundaki iyileşmeyle ilişkiliydi.

Ama sonuçları “bu üç şeyi yaparsan ilişkin düzelir” diye okumamak gerekiyor. Örneklem küçük, belirli bir dil ve klinik gruptan geliyor. Çalışma terapi sürecindeki olası mekanizmayı anlamaya katkı sağlıyor; bütün ilişkiler için reçete yazmıyor.

Bu akşam uygulanabilecek kısmı terapi taklidi yapmak değil

Partnerin bir şey anlatırken üç soruyu akılda tutmak yeterli olabilir: Bana ulaşabiliyor mu? Duygusuna bir karşılık veriyor muyum? Bu konuşmanın içinde kalıyor muyum? Üçüne de her zaman “evet” demek mümkün değil; amaç kusursuz partner olmak değil, nerede koptuğunu fark etmek.

Ve ilişki şiddet, tehdit, kontrol ya da korku içeriyorsa mesele daha iyi dinleme tekniği değildir; güvenlik ve profesyonel destek önceliklidir. Gündelik sürtüşmelerde ise yeni araştırmanın en güzel hatırlatması basit: Yakınlık bazen büyük romantik jestten önce, karşındaki insana gerçekten ulaşılabilir olabilmekle başlıyor.

 

Bu üç davranışın güzel tarafı, “ben güvenli bağlanan biriyim / değilim” gibi sabit kimlik cümlelerinden daha hareketli olması. İnsan bir ilişkide çok erişilebilirken başka bir dönemde stres, iş yükü ya da kırgınlık yüzünden geri çekilebilir. Davranışa bakmak, kişiliğe etiket yapıştırmadan değişebilecek noktayı görmeyi kolaylaştırıyor.

Örneğin tartışmada partnerin konuşurken cevabını kafanda hazırlıyorsan fiziksel olarak dinliyor, duygusal olarak etkileşimden çıkıyor olabilirsin. Ya da “ne yapmamı istiyorsun?” diye hemen çözüme koşmak, karşı tarafın önce anlaşılma ihtiyacını kaçırabilir. Bazen daha iyi cevap yeni bir cümle değil, bir saniye daha gerçekten dinlemek.

Paylaşım:

VIBECLUB'a ücretsiz üye olun, bültenlerimize kolayca ulaşın!