Pazartesi planı illa uzun bir akşam yemeği olmak zorunda değil. Bir arkadaşla “tatlı yiyip kalkarız” demek de gayet iyi bir buluşma fikri. İstanbul’un iki klasik lezzeti, Kadıköy’de Kup Griye ve Beyoğlu’nda profiterol, bunun için yeterince güçlü iki bahane.
Pazartesi akşamını kurtaran cümle: Tatlı yiyelim mi?
Hafta sonundan sonra pazartesi akşamına büyük bir program koymak herkese cazip gelmeyebilir. Ama “Bir saatliğine buluşalım, tatlı yiyelim” mesajının havası başka. Uzun rezervasyon konuşmaları yok, bütün akşamı planlama baskısı yok. Sadece bir masa, iki kaşık ve son birkaç günün dedikodusu. İstanbul’da bu küçük buluşmayı neredeyse şehir turuna dönüştürebilecek iki eski usul adres var.
Biri Kadıköy’de, biri Beyoğlu’nda. İkisi de yalnızca tatlı satmıyor; İstanbul’un pastane hafızasından bir parça taşıyor. Üstelik birbirine benzeyen tatlar da değiller. Bir tarafta karamelli, kat kat bir dondurma kupu; diğer tarafta çikolata sosunun altında saklanan profiterol. Hangisini seçtiğin biraz da o gün ne kadar nostalji istediğine bağlı.
Kadıköy tarafında söz Kup Griye’nin
Kadıköy Çarşı’da Muvakkıthane Caddesi’ne uğrayanların bildiği Baylan, 1923’e uzanan geçmişiyle şehrin klasik pastanelerinden. İmza tatlısı Kup Griye ise 1954’te Harry Lenas tarafından geliştirilmiş. Vanilyalı ve karamelli dondurma, balbadem, karamel sosu ve krem şanti aynı cam kupun içinde buluşuyor; üzerinde Antep fıstığı ve kedi diliyle servis edilen versiyonunu görünce insanın gözü de masaya takılıyor.
Bu tatlıyı güzel yapan şey yalnız lezzet değil, küçük bir tören hissi. Önce üstteki katmanı tadıyorsun, sonra kaşığın aşağı indikçe başka bir doku çıkıyor. Yanında kahve, karşında sohbet edebileceğin biri varsa saat de biraz yavaşlıyor. Çarşının hareketli sokaklarından çıkıp pastaneye girmek, özellikle serin bir ekim akşamında hoş bir geçiş.

Beyoğlu’nda daha çikolatalı bir cevap var
Karşı yakada ise İnci Pastanesi’nin profiterolü bekliyor. 1944’te başlayan hikâye bugün İstiklal’e yakın Mis Sokak’taki dükkânda devam ediyor. Beyaz tabaktaki küçük hamur toplarını neredeyse tamamen örten koyu çikolata sosu, İnci’nin yıllardır tanınan görüntüsü. Burada tatlının süslü sunumlara ihtiyacı yok; zaten insan ne sipariş edeceğini büyük ölçüde bilerek geliyor.
İnci, uzun uzun menü incelemek isteyenler için değil, belli bir tat için yolunu değiştirenler için daha uygun. Beyoğlu’nda sinemadan çıkan iki arkadaşın, Taksim’de işi biten birinin ya da İstiklal’de yürürken kısa bir mola arayanların planına kolayca eklenebiliyor. Tatlıyı alıp biraz oturmak, sonra şehrin kalabalığına yeniden karışmak: Bazen bütün akşamın en güzel kısmı bu kadar kısa.
İki tatlıyı aynı güne sığdırmak zorunda değilsin
Burada bir kazanan seçmeye gerek yok. Kup Griye daha katmanlı, dondurmalı ve karamelli; profiterol ise çikolata sevenlerin tarafında. Biri Kadıköy gezisinin ortasına, diğeri Beyoğlu yürüyüşünün sonuna yakışıyor. Fiyatlar ve çalışma saatleri değişebileceği için yola çıkmadan önce güncel bilgileri kontrol etmek iyi olur. Özellikle pazartesi akşamı kapanış saatini son dakikaya bırakma.
Asıl güzel fikir, “Buluşmak için özel gün bekleyelim” alışkanlığını biraz gevşetmek. İki kişinin aynı tatlıyı sevmesi gerekmiyor; aynı masada farklı şeyler sipariş etmek de yeterli. Bu pazartesi küçük bir tatlı molası ayarla. İstersen ilk kaşığı fotoğraflamadan ye; bazı anların yalnız tadı kalsın.





