Sertab Erener’le Bir Cuma Akşamı: Şarkıların Çoğunu Zaten Ezbere Biliyoruz

Sertab Erener’le Bir Cuma Akşamı: Şarkıların Çoğunu Zaten Ezbere Biliyoruz

16 Ekim akşamı KüçükÇiftlik Park’ta mikrofon Sertab Erener’de. Mayıstaki kapalı gişe buluşmanın ardından aynı sahneye dönen sanatçının konseri, birkaç kuşağın aynı nakaratta buluşabileceği türden bir gece vadediyor.

Bazen konserin en güzel kısmı seyircinin söylediği yer

Bir Sertab Erener konserinde insanın aklına ilk gelen şeylerden biri ses. Ama iş yalnız güçlü vokalde bitmiyor. Sahneye taşınan şarkılar, 90’larda radyodan dinleyenle bugün çalma listesine ekleyeni aynı yerde buluşturabiliyor. Biri ilk gençliğine gidiyor, diğeri sevdiği bir şarkının canlı hâlini ilk kez duyuyor. İkisi de aynı nakarata yetişiyor.

16 Ekim Cuma akşamı İstanbul’daki adres KüçükÇiftlik Park. Programda kapı açılışı 19.00, konser başlangıcı 20.30 olarak duyuruluyor. İş çıkışı doğrudan konser alanına geçecekler için küçük ama önemli ayrıntı: Burası oturup sessizce dinlenen bir gece değil, şarkılara eşlik etme ihtimali yüksek bir buluşma.

Mayısta biletler bitmişti; hikâye ekimde devam ediyor

Sanatçı, aynı mekânda mayıs ayında verdiği konserde 90’lardan bugüne uzanan repertuvarını yaklaşık iki buçuk saatlik bir gösteriye dönüştürmüştü. Dansçılar, konuklar ve büyük sahne prodüksiyonu gecenin parçasıydı. Ekim buluşmasının duyurulması da o ilginin ardından geldi. Yine de sürpriz konuklar ya da kesin şarkı sıralaması hakkında şimdiden söz vermek doğru olmaz.

Konser öncesi insanın kafasında doğal olarak bir liste oluşuyor: “Açık Adres” gelir mi, “Rengârenk”te herkes ayağa kalkar mı, “Everyway That I Can” başladığında telefonlar havaya çıkar mı? Bunların cevabı sahnede. Ama Sertab’ın kariyerine yayılan bu şarkıların ortak bir tarafı var: Çoğumuz onları sandığımızdan çok daha iyi biliyoruz.

Sahne kıyafetinden ışığa, gecenin görsel tarafı da var

Sertab Erener’i yalnız sesiyle tarif etmek biraz eksik kalır. Yıllar boyunca sahne kimliğini güçlü kostümler, teatral duruş ve büyük prodüksiyonlarla kurdu. Resmî fotoğraf arşivindeki farklı çekimler bile bu görsel dünyanın ne kadar geniş olduğunu gösteriyor. Konser sahnesinde bunların nasıl karşılık bulacağını görmek de deneyimin ayrı bir parçası.

Bu yüzden cuma gecesinin planı yalnız bir sanatçıyı dinlemek değil; büyük bir açık hava alanında müzik, ışık ve kalabalığın aynı anda çalıştığı o hissi yaşamak. Yanındaki arkadaşınla aynı şarkıyı farklı yıllardan hatırlaman da cabası. Belki eve dönerken en çok konuşacağınız şey setlist değil, hangi şarkıda birbirinize dönüp güldüğünüz olacak.

Gitmeden önce iki küçük not

Bilet ve giriş kurallarını son kez kontrol etmekte fayda var. Etkinlik sayfasında farklı bilet kategorileri, öğrenci bileti için kimlik koşulu ve 18 yaş altı katılımcıların ebeveynle giriş yapması gerektiği belirtiliyor. Açık hava konserlerinde hava durumuna uygun giyinmek de geceyi kurtaran küçük ayrıntılardan.

Bir de o klasik konser ikilemi var: Her anı telefona mı çekeceğiz, yoksa en sevdiğimiz şarkıda telefonu çantaya mı koyacağız? Belki ikisinin ortası mümkün. İlk birkaç kareyi al, sonra şarkının gerçekten başladığı yere dön. Çünkü bu akşamın en güzel görüntüsü bazen ekranda değil, tam önünde oluyor.

Konserin başka bir güzelliği de kuşak farkını birkaç dakikalığına ortadan kaldırması. Aynı şarkının birine lise koridorunu, diğerine üniversite yolunu hatırlatması mümkün. Belki birbirinizin hikâyesini bilmiyorsunuz ama aynı melodiyi biliyorsunuz. Kalabalığın bir anda koro gibi davranması, canlı müziği kulaklıktan dinlemekten ayıran o tuhaf ve güzel anlardan biri.

Paylaşım:

VIBECLUB'a ücretsiz üye olun, bültenlerimize kolayca ulaşın!