Partnerin konuşurken telefona bakıyor, sen de bir noktadan sonra cümleni yarıda kesiyorsun. Yıldız Teknik ve Trakya üniversitelerinden araştırmacıların 1.627 genç yetişkinle yaptığı yeni çalışma, bu küçük görünen davranışın özsaygı ve romantik yalnızlıkla nasıl ilişkili olabildiğini inceliyor. Mesele telefondan çok, masada kimin gerçekten bulunduğu.
“Bir saniye” bazen karşı tarafta çok uzun sürüyor
Yemek masasında bir bildirim geliyor. Partnerin telefona bakıyor, sen anlatmaya devam ediyorsun; sonra karşılık gelmediğini fark edip susuyorsun. İngilizcede “phone” ve “snubbing” kelimelerinden türetilen phubbing, tam bu duruma verilen isim. Romantik ilişkide yaşandığında ise davranış yalnız dikkatin dağılması olarak algılanmayabiliyor; kişi kendisini geri plana atılmış hissedebiliyor.
Yıldız Teknik Üniversitesi ve Trakya Üniversitesi’nden araştırmacıların 7 Eylül 2026’da yayımlanan çalışması, 18–35 yaş aralığındaki 1.627 genç yetişkinin yanıtlarını inceledi. Partnerinin telefonla ilgilenip kendisini ihmal ettiğini daha çok hisseden kişilerde daha düşük özsaygı ve daha yüksek romantik yalnızlık düzeyleriyle bağlantı bulundu. Üstelik telefon her zaman kaba bir kesinti gibi görünmüyor. Karşındaki başıyla onay veriyor, arada “hı hı” diyor ama bakışı sürekli ekrana kayıyorsa sen yine de konuşmanın yarım kaldığını hissedebiliyorsun. Araştırmanın işaret ettiği deneyim, tam da bu küçük kopuşların birikmesiyle ilgili.
Aynı koltukta otururken yalnız hissetmek mümkün
Romantik yalnızlık, yalnızca hayatında biri olmaması demek değil. İlişkin varken de duygusal olarak görülmediğini, sözüne yer açılmadığını ya da birlikte geçirilen zamanın gerçekten paylaşılmadığını hissedebilirsin. Araştırmanın ilginç tarafı, telefona yönelen dikkatin bu içsel deneyimlerle ilişkisini incelemesi.
Çalışmada özsaygı ve romantik yalnızlığın, partner phubbing ile psikolojik iyi oluş arasındaki istatistiksel bağlantıyı açıklayan değişkenler olarak öne çıktığı bildirildi. Ancak bu kesitsel araştırma, telefonun tek başına özsaygıyı düşürdüğünü kanıtlamıyor. İlişkinin mevcut sorunları da hem telefon kullanımını hem yalnızlık hissini etkiliyor olabilir. Çalışmada katılımcılar kolayda örnekleme yöntemiyle seçildiği için sonuçları Türkiye’deki bütün çiftlere genellemek doğru değil. Ayrıca herkes partnerinin davranışını kendi algısıyla değerlendiriyor. Yine de geniş örneklem, gündelik bir ekran alışkanlığının ilişki deneyiminde ne kadar görünür olabildiğini düşündürüyor.

Telefonu yasaklamak çözüm mü? Pek romantik değil
Bütün akşam telefonların masaya bırakılmasını istemek bazen işe yarayabilir, ama mesele her bildirimi suç saymak değil. İşten acil haber beklemek, aileden mesaj almak veya birlikte bir şey araştırmakla partneri sürekli ikinci plana atmak aynı davranış değil. Buradaki fark çoğu zaman niyet kadar tekrar ve karşı tarafın bunu nasıl yaşadığı.
“Yine telefonuna bakıyorsun” diye tartışmayı açmak yerine “bir şey anlatırken cevap alamayınca konuşmayı kesiyorum” demek daha net bir başlangıç olabilir. Konuşma, kimin kaç dakika ekrana baktığını sayma yarışına döndüğünde asıl ihtiyaç kayboluyor: O an gerçekten dinlenmek istemek. Birlikte dizi izlerken sahne hakkında konuşmak için telefonu açmak başka, sohbet sırasında sürekli başka bir akışa geçmek başka. Kural koymadan önce ikinizin de hangi anlarda rahatsız olduğunu konuşması, “sen hep böylesin” tartışmasından daha somut bir zemin yaratabilir.

Küçük bir kural değil, küçük bir anlaşma
Akşam yemeğinde on dakika telefonu ters çevirmek, biri önemli bir şey anlatırken bildirimi kapatmak veya acil bir mesajı yanıtlayacaksan “buna bakıp sana döneceğim” demek büyük romantik jestler değil. Ama karşı tarafa “seni duydum” hissini verebilecek küçük alışkanlıklar.
Bir de bu konuyu yalnız karşı tarafın problemi gibi okumamak gerekiyor. Hepimiz bazen konuşma ortasında ekrana kaçıyoruz. İlişkide dikkat, tek kişinin sürekli talep ettiği bir ayrıcalık değil; iki kişinin de birbirine verdiği bir şey. Telefonun ekranı kapanınca sohbet hemen şahane olmayabilir ama en azından aynı masada iki kişi olduğumuz yeniden hatırlanır. Bazen iyi bir akşamın hatırası uzun bir sohbetten değil, kısa ama gerçekten karşılıklı birkaç dakikadan çıkıyor. Masada telefon durabilir; önemli olan iki kişinin de istediğinde birbirine ulaşabileceğini bilmesi. Küçük bir dikkat değişikliği, büyük vaatlerden daha inandırıcı gelebilir.





