Avrupa Hareketlilik Haftası’nın final günü olan 22 Eylül’de Ataşehir’de küçük ama çok somut bir dönüşüm var: Esatpaşa’da bir okulun önündeki sokak yayalaştırılıyor. Sürdürülebilir şehir bazen dev bir proje değil; çocuğun okul kapısından çıkınca önce otomobille değil, sokakla karşılaşması.
Dünya Otomobilsiz Kentler Günü’nde gerçekten bir sokak değişiyor
22 Eylül, Avrupa Hareketlilik Haftası’nın son günü ve aynı zamanda otomobil dışı ulaşımı görünür kılan günlerden biri. Ataşehir Belediyesi, İKV İstanbul AB Bilgi Merkezi ve AB Türkiye Delegasyonu iş birliğiyle yürütülen programın finalinde Esatpaşa Mahallesi’nde ‘Sokaklar Dönüşüyor’ projesinin açılışı yapılıyor.
Proje, Ali Nihat Tarlan İlkokulu önündeki Ziya Gökalp Caddesi’nde bir alanın yayalaştırılmasına dayanıyor. Açılış 22 Eylül Salı saat 14.30’da öğrenciler ve velilerin katılımıyla planlanıyor.
Sürdürülebilir şehir deyince neden okul önü?
Çünkü günlük ulaşım alışkanlığı en görünür biçimde okul giriş-çıkışında ortaya çıkıyor. Aynı anda onlarca araç kapının önüne yanaştığında yaya alanı daralıyor, çocukların görüş mesafesi azalıyor ve sokak kısa süreli bir trafik düğümüne dönüşüyor. Yayalaştırılmış okul çevresi ise yürümeyi ve bisikleti daha gerçekçi bir seçenek haline getirebiliyor.
Buradaki sürdürülebilirlik yalnız karbon hesabı değil. Daha az araç baskısı, daha güvenli yürüme alanı ve kamusal alanın yalnız otomobile ait olmadığı fikri aynı paketin içinde.

Bir haftalık etkinlik değil, kalıcı alışkanlık meselesi
Ataşehir’de 16–22 Eylül programında bisiklet turu, güvenli bisiklet sürüş eğitimi, empati parkuru ve mahalle parklarında egzersiz gibi farklı etkinlikler de yer aldı. Ama haftanın sonunda geriye kalacak en somut şey, fiziksel olarak dönüşen bir sokak olabilir.
Hareketlilik haftalarının eleştirilen tarafı bazen tam da bu: Yedi gün konuşup sekizinci gün eski düzene dönmek. Bir sokağın kullanım biçimi gerçekten değiştiğinde ise etkinlik takvimden çıkıp gündelik hayata giriyor.
Bizim mahallede de olur mu?
Bir okulun önü, apartmanın bulunduğu dar sokak ya da yoğun bir çarşı hattı… Her yer tamamen araçsız olmak zorunda değil. Saat bazlı araç kısıtlaması, genişletilmiş kaldırım, güvenli bisiklet parkı, hız düşürücü tasarım veya kısa yayalaştırma bölgesi bile sokağın hissini değiştirebilir.
22 Eylül’ün iyi tarafı da bu soruyu görünür kılması: Şehirde bir yerden bir yere gitmek için her zaman otomobil mi gerekiyor? Ataşehir’de salı günü verilecek cevap küçük bir sokakta başlayacak.
Şehir tartışmalarında konu kolayca iki kutba sıkışıyor: ya her yere arabayla gidilecek ya da bütün yollar kapatılacak. Oysa sürdürülebilir hareketlilik yaklaşımı daha çok seçenek üretmekle ilgili. Kısa mesafede yürümek güvenliyse yürümek, bisiklet rotası gerçekten bağlantılıysa bisiklete binmek, toplu taşıma erişilebilirse otomobili her yolculuğun otomatik seçeneği olmaktan çıkarmak.
Okul önü gibi hassas alanlarda bu seçenek özellikle anlamlı. Çocukların birkaç yüz metreyi güvenli yürüyebilmesi için kaldırımın kesintisiz olması, araç hızının düşmesi ve kapı önünün park alanına dönüşmemesi gerekiyor. Küçük tasarım kararları günlük hareket miktarını da kamusal alan kalitesini de etkileyebiliyor.





