İstanbul Modern Yeni Sezonu Maviye Boyuyor: “Aynı Mavinin Altında” 8 Eylül’de Açılıyor

İstanbul Modern sonbahara küçük bir sergi eklemiyor; koleksiyonu yeniden masaya yatırıyor. Müzenin onuncu koleksiyon sergisi Aynı Mavinin Altında, 8 Eylül’de açılıyor ve 31 Aralık 2027’ye kadar devam ediyor.

Sergi tek bir salonda uslu uslu durmayacak. Sürekli sergi salonundan farklı katlara yayılan seçki, Türkiye’de modern ve çağdaş sanatın 1940’lardan bugüne dönüşümünü izlerken 2000 sonrası uluslararası sanat üretimleriyle yeni diyaloglar kuruyor. Yani bu, ‘koleksiyondan en sevilenler’ vitrini değil; müzenin kendi hafızasını yeniden kurgulama hamlesi.

Neden mavi? Çünkü bu sergide renk dekor değil bağ kurma yöntemi

Aynı Mavinin Altında adını deniz, ufuk, düş, özgürlük, mesafe ve yakınlık gibi birbirinden farklı çağrışımları aynı anda taşıyabilen maviden alıyor. Farklı yıllarda, farklı coğrafyalarda ve farklı politik atmosferlerde üretilmiş işler aynı renk fikrinin altında yan yana geliyor.

Buradaki ‘aynı’ kelimesi işleri birbirine benzetmiyor; tam tersine farkları görünür kılıyor. Aynı gökyüzüne bakmak aynı hayatı yaşamak değil. Aynı denizin iki kıyısında olmak aynı hikâyeyi anlatmıyor. Serginin başlığı da bu gerilimden besleniyor.

İlk bölüm: 1940’lardan 2000’lere Türkiye sanatının hızlandırılmış hafızası

Serginin ilk bölümü Türkiye’de modern ve çağdaş sanatın 1940’lardan 2000’lere uzanan dönüşümüne bakıyor. Soyutlamanın erken örneklerinden figüratif anlatılara, farklı estetik arayışlardan sanatçıların toplumsal meselelerle kurduğu ilişkiye uzanan bir zaman hattı var.

Bu tür kronolojik sergilerin tehlikesi ‘sanat tarihi dersi’ hissi yaratmak. Buradaki daha ilginç ihtimal, dönemleri yalnız tarih etiketiyle değil yan yana geldiklerinde birbirleriyle nasıl konuştukları üzerinden okumak. 1950’lerde yapılmış bir resmin hemen sonrasında çok daha yeni bir yapıt görmek, benzer soruların farklı dönemlerde nasıl başka dile dönüştüğünü fark ettirebilir.

İkinci bölümde takvim dağılıyor, meseleler öne çıkıyor

2000 sonrası üretimler ise daha tematik bir yapıda. Resim, video, fotoğraf, heykel ve yerleştirme; kimlik, beden, kent, göç, savaş, hafıza ve doğa gibi başlıklar etrafında bir araya geliyor. Farklı kuşaklardan ve coğrafyalardan sanatçılar aynı salonda karşılaşınca serginin ‘mavi’ fikri daha anlaşılır hale geliyor: ortak gökyüzü, tamamen farklı deneyimler.

Bu bölümün avantajı, izleyiciyi ‘önce bunu, sonra bunu öğrenmeliyim’ çizgisinden çıkarması. Bir işi başka bir işle yan yana görünce bağlantıyı kendiniz kurabiliyorsunuz. Bazen tarih değil renk, malzeme veya rahatsız edici derecede tanıdık bir duygu rehber oluyor.

Müzenin 10. koleksiyon sergisi olması neden önemli?

Koleksiyon sergileri bir müzenin kendisi hakkında verdiği en açık cevaplardan biri. Hangi işleri yan yana koyuyor, hangi hikâyeyi öne çıkarıyor, geçmişle bugünü nasıl bağlıyor? Aynı Mavinin Altında tam da bu nedenle yalnız ‘yeni sergi’ değil; İstanbul Modern’in koleksiyonunu bugün nasıl okumak istediğinin yeni versiyonu.

Küratörler Çelenk Bafra ve Deniz Pehlivaner’in kurduğu seçki, Türkiye sanat tarihini kapalı bir ulusal hikâye gibi sunmak yerine uluslararası üretimlerle temas içinde düşünmeye açıyor. Özellikle 2000 sonrası bölümde bu karşılaşma daha belirgin.

8 Eylül’ü beklerken Karaköy’e yolunuz düşerse, müzenin şu anki programını İstanbul Modern’in Ağustos sergi rotası üzerinden görebilirsiniz. Bugün pazartesi ve müze kapalı; bu içerik bugünün planından çok eylül takvimine mavi bir not.

Takvime ne yazıyoruz?

Açılış 8 Eylül 2026. Kapanış 31 Aralık 2027. Yani ‘ilk hafta gitmezsem kaçırırım’ paniği yok; fakat koleksiyon sergilerinin ilk döneminde gitmenin güzel bir tarafı var: Müzenin yeni anlatısını daha bütün halde görüyorsunuz, serginin konuşulma biçimi henüz sizin bakışınızı fazla yönlendirmemiş oluyor.

Serginin iletişim görselinde Âbidin Elderoğlu’nun 1969 tarihli Kompozisyon’undan mavi, sarı ve siyah detayların öne çıkması da serginin havasını daha açılmadan kuruyor. Mavi burada sakin bir fon olmaktan çok, farklı dönemleri aynı odada tutan bir elektrik hattı gibi.

Eylül yaklaşırken İstanbul’un kültür-sanat takvimi yeniden hızlanacak. Aynı Mavinin Altında şimdiden o takvimin büyük işlerinden biri gibi duruyor.

Takvime 8 Eylül yazın. Yanına mavi nokta koymak opsiyonel ama konsept gereği hoş.

Paylaşım: