Pazartesi Akşamı Mars’a Çıkıyoruz: G.O.R.A. Bu Gece Açık Havada

Pazartesi akşamına iki türlü yaklaşabilirsiniz: ‘Yarın iş var’ deyip 20.30’da pijamayı giyebilirsiniz ya da Arif Işık’la uzaya çıkabilirsiniz. Bu gece İstanbul’da ikinci seçenek gerçek bir plan.

G.O.R.A., 24 Ağustos Pazartesi saat 21.00’de Swissôtel The Bosphorus’un Sultanpark alanında açık havada gösteriliyor. Yemek alanı 19.00’da açılıyor; bilet paketine patlamış mısır ve içecek de dahil. Yani pazartesi sendromunu kült film + çimen + popcorn üçlüsüyle kandırmak için bütün malzemeler hazır.

G.O.R.A.’yı yeniden izlemek neden hâlâ plan sayılıyor?

Çünkü bazı filmler yalnız hikâyeleriyle değil, onları kaç kişiyle ezbere bildiğinizle yaşıyor. G.O.R.A. 2004’te vizyona girdiğinden beri Türkiye’de televizyonda, internette, arkadaş grubunda ve günlük konuşmada defalarca yeniden oynadı. Tek başınıza evde açtığınızda film; kalabalıkla izlediğinizde ise ortak hafıza devreye giriyor.

Açık hava gösteriminin eğlencesi de burada. Salondaki sessizlik protokolü biraz gevşiyor. İnsanlar sahneyi daha gelmeden hatırlıyor, yan sıradan gülme sesi yükseliyor, filmin ritmi seyircinin hafızasıyla birleşiyor. Kült film izlemek bazen sinemadan çok toplu karaoke; sadece kimse şarkı söylemiyor.

İstanbul’un yaz gecelerinde film izleme alışkanlığının neden bu kadar iyi çalıştığını daha geniş görmek isterseniz, İstanbul açık hava sinemaları rehberi farklı mekan ve formatları bir araya getiriyor. Bu akşamki G.O.R.A. gösterimi ise o listenin nostalji dozu yüksek versiyonu.

Bu kez ekranın çevresi de filmin parçası

Sultanpark’ın açık alanı, klasik sinema salonunun siyah duvarlarını ortadan kaldırıyor. Film başladığında karanlık yine geliyor ama kenarda ağaçlar, yukarıda gökyüzü ve arada İstanbul gecesi var. G.O.R.A. gibi zaten kendi evrenini kuran bir filmi açık havada izlemek, absürtlüğü garip biçimde daha da iyi taşıyor.

Üstelik ağustosun son haftasında açık hava sinemasının küçük bir aciliyeti var. Yaz henüz bitmedi ama takvim artık tehditkâr biçimde eylüle bakıyor. ‘Bu yaz açık havada film izleyecektik’ cümlesini eylül ortasında kurmamak için bu gece oldukça kullanışlı.

19.00’da gidip 21.00’i beklemek mantıklı mı?

Etkinlik alanındaki yemek bölümü 19.00 itibarıyla açılıyor. İş çıkışı direkt geçmek isteyenler için bu iyi haber; filmi beklerken başka bir yerde masa arayıp sonra yetişme stresi yaşamıyorsunuz.

İki saat erken gitmenin daha sosyal bir avantajı da var. Açık hava gösterimlerinde film başlamadan önceki bölüm gecenin yarısıdır: yiyecek almak, arkadaşların gelmesini beklemek, hangi sahneyi en çok sevdiğinizi tartışmak, gün batarken yerleşmek. Ekran açılınca zaten herkes aynı yere bakıyor.

Yanınıza ne alın? Fazla kasmayın

Ağustos gecesi sıcak başlayıp daha serin bitebilir; ince bir üstlük çantaya atılabilir. Telefon şarjı, dönüş planı ve etkinlik alanının güncel kuralları da klasik üçlü. Popcorn ve içecek bilet kapsamındaysa çantayı market reyonuna çevirmeye gerek yok.

En önemli şey aslında zamanlama. 21.00 başlangıç demek, pazartesi akşamını tamamen feda etmeyen bir plan demek. Film bittiğinde hâlâ ‘yarın hayat var’ sınırlarında kalabilirsiniz.

Pazartesi için gereğinden iyi bir fikir

Hafta sonunu uzatmanın tek yolu pazartesi izin almak değil. Bazen hafta içinin ortasına normalde cumartesiye sakladığınız bir şey koymak yeterli. Açık hava sineması bunun en düşük eforlu örneklerinden biri: hazırlanmanız gerekmiyor, konuşacak enerji bulmanız gerekmiyor, yalnızca gidip oturuyorsunuz ve film geri kalanını yapıyor.

Bu akşam planı iptal etmek için ‘pazartesi’ geçerli bir mazeret değil. Uzayda zaten günlerin adı yok.

Paylaşım: