İstanbul’un Altında Başka Bir Harita: Zeyrek’te “Karşılaşmalar Atlası”

İstanbul’un Altında Başka Bir Harita: Zeyrek’te “Karşılaşmalar Atlası”

Brezilyalı sanatçı Alex Červený, Zeyrek Çinili Hamam’ın tarihî sarnıcında Boğaz’ı, gökyüzünü ve eski el yazmalarını aynı hikâyede buluşturuyor. Üstelik bu sergiye giriş ücretsiz.

İstanbul’da bir sergiye gitmek bazen iki ayrı keşif demek: önce sanat eserleri, sonra o eserlerin yerleştiği mekân. Zeyrek Çinili Hamam’daki “Karşılaşmalar Atlası” bu fikrin çok güzel bir örneği. Brezilyalı sanatçı Alex Červený’nin Türkiye’deki ilk kişisel sergisi, Mimar Sinan’ın 16. yüzyılda tasarladığı hamamın altındaki Bizans sarnıcında açılıyor. Sanki bir kitabın sayfalarını değil, şehrin yüzyıllardır sakladığı katmanları çeviriyorsun.

Sarnıçta açılan bir harita

Anlam de Coster küratörlüğündeki seçki, otuzdan fazla eseri bir araya getiriyor. Tuval resimleri, tarihî gravürlere yapılan müdahaleler, parşömen bir heykel ve işlemeli peştemaller taş duvarların arasında kendi ritmini kuruyor. Burada eserlerin yalnızca duvara asılması değil, mekânla konuşması önemli. Eski bir su yapısının içinde gökyüzünü, bedeni ve şehir planlarını yan yana görmek şaşırtıcı bir deneyim yaratıyor.

Serginin etkileyici tarafı, sarnıcı yalnızca romantik bir dekor gibi kullanmaması. Hamamın arınma, beden ve hafıza çağrışımları sanatçının işlediği konularla kesişiyor. Yürürken hem mimariye hem eserlere bakmak gerekiyor; bazen bir peştemalin çizgisi, bazen taşların arasındaki gölge anlatının parçası oluyor.

Bir sahaf buluntusundan koca bir evrene

Červený’nin İstanbul’la bağı yeni başlamamış. Sanatçı 2009’da şehirdeki bir sahaf dükkânında Osmanlı astronomi metinlerinden sayfalar bulmuş. Daha sonra geliştirdiği “Astronomy Notebook” çalışmaları bu sayfalardaki bilimsel işaretlerle kendi imgelerini bir araya getiriyor. Harfler, şekiller ve küçük figürler eski bilginin üzerine yeni bir görme biçimi ekliyor.

Bu yaklaşım, sergiyi yalnızca “eskiyle yeninin buluşması” klişesinden çıkarıyor. Bir zamanlar gökyüzünü anlamak için kullanılan çizimler, bugün sanatçının kişisel hafızasıyla karşılaşıyor. Kitap sayfası sabit duruyor ama ona baktığında aklından geçen şehir, yolculuk ve zaman fikri sürekli değişiyor.

Boğaz, gökyüzü ve beden aynı sayfada

Yeni resimlerde İstanbul Boğazı, gerçek bir manzaradan çok düşsel bir coğrafya gibi beliriyor. Mavi su, kıyı çizgileri ve beklenmedik figürler tanıdık bir şehri yeniden görmemizi sağlıyor. Sanki İstanbul’u bir haritadan değil, birinin rüyasından okuyorsun. Sergideki astronomi referansları da bu duyguyu güçlendiriyor: yukarıdaki yıldızlarla aşağıdaki sokaklar aynı anlatının parçaları.

Sanatçının tarih, mitoloji, edebiyat ve kişisel anıları bir araya getirmesi ilk bakışta kalabalık gelebilir. Ama her ayrıntıyı çözmek zorunda değilsin. Bir eserin önünde biraz daha durmak, fark ettiğin sembolü yanındaki kişiyle konuşmak, bu serginin en güzel deneyimlerinden biri olabilir.

Bu hafta sonu yolun Zeyrek’e düşsün

“Karşılaşmalar Atlası” 24 Eylül 2026’da açıldı ve 31 Ocak 2027’ye kadar görülebiliyor. Zeyrek Çinili Hamam’ın açıklamasına göre pazartesi hariç her gün 10.00–18.00 arasında açık ve sergiye giriş ücretsiz. 23 Ekim Cuma, tarihî yarımadada bir sanat molası için iyi bir fırsat.

Çıkışta çevrede kısa bir yürüyüş yapıp Zeyrek’in sokaklarına bakmak, serginin şehirle kurduğu ilişkiyi daha da anlamlı kılabilir. Çünkü burada anlatılan İstanbul yalnızca resimlerde değil; dışarı adım attığında seni bekleyen taşlarda, yokuşlarda ve gündelik hayatın içinde de devam ediyor.

Paylaşım:

VIBECLUB'a ücretsiz üye olun, bültenlerimize kolayca ulaşın!